Showing posts with label love. Show all posts
Showing posts with label love. Show all posts

Monday, April 7, 2014

Son-suz.

Bi film izlemistim. Mutlu sonla bitiyordu. 
O zamanlar ruyalarimdaki sesleri benden baska kimse duymuyordu.
Saatler henuz ileri alinmamisti ve kimse kayip saatin ne olacagini dusunmuyordu.
Ayrilik hayalleri kuruyorduk biz seninle. Birbirimizi biraz kandirmak, biraz korkutmak, deger bilmek icin.
Sonunda hep eve donuyorduk ve birbirimizi buluyorduk.
O zamanlar uyudugumda ruya gormuyordum.
Soyleyemiyeceklerimizi yazmiyorduk simdiki gibi. Her seyi soyleyebiliyorduk cunku.
Sarhostum ve cift goruyordum.
Bu bile bile lades hosuma gidiyordu ve belki de bundan sana hep sonumuzu soruyordum.
Susman hosuma gidiyordu o zaman.
Susman sonsuz gibi geliyordu.
Sonra bir bilet. Bir ucak. İki havaalani ve bir suru bavul. Daha fazla soru.

Sessizlik.
Ayildim, her sey tek simdi. Bir. 
Ve o filmi simdi izlesem,mutsuz sonu farkedebilirdim.

Friday, November 8, 2013

sessiz.

Kalbin sıkışıyor olabilir. 
Midende bilimum hayvanların ayak sesleri duyulabilir. 
Yanakların elma parçaları taşıyor olabilir. 
Minik bir ismin yanındaki kırmızı kutucukta 1 yazıyor diye sırıtabilirsin. 
Penceresi açıktır da odaya bir dişi haşere girebilir kaygısıyla spazm bile gecirebilirsin.
Hatta aynaya onun gözuyle bakar saçını onun sevdiği gibi tararsın.
Gri kalplerini kırmızı yaparsın.
Belki kendinden ödünler verir hiç de pişman olmazsın.
Sevdigi keki pişirmek icin bütün sevgini fırına atar, yakarsın.
Hatta belki sen de yanarsin.
İçinde 'tamamlanmak' fiili geçen cumleler kurarsın.
En iyisi, en guzeli bende sanırsın.


Neticede hormondur, geçer.

Sonra tırnaklarını yemeye başlarsın.

iremB.

Sunday, October 27, 2013

bir yazı.




Merkür mü, hava mı, yatağın tersinden kalkmak mı yoksa daha da mantıksız bir nedenden mi bilmem. Çalışmadığım, biriyle konuşmadığım, bir şey izlemediğim her an gözlerim ıslanıyor.
Bu sevgilinin seni terketmesi gibi bir şey değil. 
İki hayata sahip olduğunda, hayatları birbirine bağlayan köprünün yıkılması gibi. Canın istediğinde gidebileceğini bildiğin o ikinci evin anahtarlarının artık senin cebindekiler olmaması gibi. O iki büyük organ vücudunu ortadan ikiye ayırmak istercesine çekiştirirken senin mutluluğu bir dilim pastada ya da bir fincan kahvede araman gibi çaresiz.
İçimde insanlar caddelere dökülmüş yürürken ben değiştiremiyeceğim şeyler için susuyorum.
Çok sıkılıyorum.
'Seyahatler çekiyor içim.'
Dönmemek istiyorum.

iremB.