Showing posts with label erasmus. Show all posts
Showing posts with label erasmus. Show all posts

Monday, December 10, 2012

finally,i'm here again.

Kötü bloggerınız nihayet geri döndü!
Bu kadar zamandır burayı boş bıraktığım için özür dilerim ama nedenlerim ve kendimi affettirmek için küçük bir sürprizim var!

Bir gün fotoğrafları yüklerken birdenbire gmail depolama alanınız bitti diyince ne yapacağımı şaşırdım, post yapmak gözüme çok uğraştırıcı görünmeye başladı, şimdilik photobucket'ı deniyorum, daha iyi bir fikri olan varsa lütfen yardımcı olsun.

İkinci nedenim bence daha geçerli ve benim için tamamıyla mutlulukla doluydu. En yakın arkadaşım beni ziyarete geldi ve beraber interrail yaptık! Evet erasmus içinde interrail, sanırım hayatımın en eğlenceli zamanını yaşıyorum. 10 günde şehir şehir dolaşırken bir ara 'Paris'e gittik mi biz ya yoksa o rüya mıydı? Israr edersen rüya olduğuna inanabilirim.' dediğimi hatırlıyorum. Neyse ki fotoğraflar var ve baktıkça hepsini yaptığımıza ikna oluyorum.

Evet, Paris-Amsterdam-Berlin ve Prag'dan sonra yeniden buradayım.
(Interrail'in herkese çok riskli ve korkutucu göründüğünü biliyorum, lütfen kafanızda bunu yapma fikri varsa soru sormak için mail atmaktan çekinmeyin.:)


Your bad blogger is back!
I didn't blog for a while, sorry about that, but I have reasons.

My best friend from Turkey, came here to visit me and we travelled around Europe with train and it was amazing! I sill can't belive that I saw in ten days Paris, Amsterdam, Berlin and Prague!





Monday, November 19, 2012

camp nou!


Herkes bilir, ben büyük bir Barcelona FC ve Messi hayranıyım. Barcelona'ya bu kadar çok  gitmek istememin en büyük nedenlerinden biri de buydu zaten. Maalesef ki maç olduğu bir zamana denk gelemedik ama yine de orada olmak, ruhu hissetmek için yeterliydi.

Everybody knows, I'm a huge fan of Barcelona FC and Messi. This is the reason that I wanted to go to Barcelona this much. Unfortunately, when we were there, there was no football game in Camp Nou but to be in the stadium is enough for feel the spirit!












Wednesday, November 7, 2012

Barcelona!

Sonunda Barcelona'dayim!
ve onemli olan kismi. hayallerimdekinin aynisi! Henuz bir gece oldu ama her sey muhtesem ilerliyor, fotograflar ve videolar icin beklemede kalin!

Finally, I'm in Barcelona!
and the important thing is, Barcelona is same as my dreams and everything is going great! Stay tuned for the pictures and videos!

Friday, November 2, 2012

erasmus masalı #2


Bir ay daha bitti ve ben buraya gitgide daha da çok alışıyorum.
Peki bu ay neler gözüme takıldı ve beni mutlu etti?

One more month is over and I getting used to live here.
What made me happy in October?


Gökyüzü bize güzel bir süpriz yaptı ve her rengini gösterdi.
Sky showed us its every color.



Çantamda kalmış son Falım sakızları çiğnedik, bana sakızım bunları söyledi.
I chewed my last Turkish gum. There is a horoscope on gums' papers and mine says 'He looks at you all the time , what's happened with this guy, you are the reason that he feels like drunk.'


Çok acıkınca gördüğüm otomattan damak tadıma en yakın olduğunu düşündüğüm şeyi aldım ve Ülker olduğunu farkedip epey güldüm.
I bought a snack from an automat and I realized that it's a Turkish brand snack.
Rapunzel'in yaşadığı kaleyi buldum! Saçı biraz kısa mı ne?
I found the castle in which rapunzel lives.


Küçük prensle karşılaştım.
I met Little Prince.


Bu kaydırağa bayıldım! 
I'm in love with this slide!


Kocaman bir sürpriz yumurta yedim.
I ate a huge Kinder Suprise.


Buranın döneri Türkiye'dekinden epey farklı, bayılmıyorum ama canım çektiğinde hasretimi giderdi.
I ate Turkish Döner, it's different here.


Son güneşli günlerimizden birinde çimlere uzandım, keyif yaptım.
I laid on and enjoyed the green grass at our one of the last sunny days.


Kendime yemekler hazırladım.
I cooked for myself.


Bisikletim için pembe bir kilit aldım.
I bought a pink lock for my bike.


Desenli bantlarıma yenilerini ekledim.
I bought new colorful tapes.


Arkadaşımın mutfağındaki bu duvara bayıldım!
I like this wall from my friends kitchen!


En iyi ev yapımı salsa sosu yedim.
I ate the best homemade salsa souce ever.


Bol bol langırt oynadım.
I played table football.


İlk defa kabak oydum. Sonuçtan çok mutlu oldum.
It's my first time carving a pumpkin but the result was not bad.


Yeni bir aile edindim! 
I have a new family! (I love you all guys!)

Tuesday, October 2, 2012

erasmus masalı #1


Burada olduğum 5 buçuk ay boyunca, her ayın 1inde size masalımdan bir parça anlatmak istedim. :)
19unda buraya geldiğim için bu ay kısmen kısa bir  başlangıç :)


19u sabahı elimde tuttuğum biletim, sadece bir uçak bileti değildi tabii ki. Masal kitabının önsözü gibi bir şeydi. Sevdiklerini burada bırakıyorsun ama çok daha iyi olmaya gidiyorsun der gibi bakıyordu bana.


Buz havada tren beklerken ilk kahveme ilk mineralwasser'ım eşlik etti. Herkes alışamıcaksın dese de ben gazlı suyu(maden suyu?) gerçekten seviyorum.


Oda arkadaşımla eve ilk adımlarımızı attığımızda, odamızın orta yerindeki masada bizi ev sahibimizin bu tatlı notu karşıladı.


İlk günler kuruşları cüzdanımdan çıkarıp bir köşeye koymaya kıyamadım. Eurolarla beraber biraz kültür karmaşası yaşattılar evet :)


3. gecemizde ilk Erasmus buluşmamıza ve ilk partimize gittik! 


Gelirken getirdiğim minik cezveyle, bu kocaman fincanın tümünün üstünü köpük kaplayacak kadar iyi kahve yapıyor olabilmem beni bile şaşırttı :p


Trafik kurallarına inanılmaz uyulan bu ülkede, en sevimli tabelalar okul yakınlarında bulunan ve sürücüleri yavaşlamaları konusunda uyaranları.


H&M'in kozmetik reyonuna büyük heyecanla daldım, henüz sadece bu pembeleri kaptım. Bir abur cubur cenneti olan marketten aldığım Hello Kitty krakere de bayıldım!


Türkiye'de olmasını en çok istediğim Nutella & Go'yu burada hep ara öğün yaptım.
 

Sadece jelibon satan cennet dükkanlar keşfettim!


Dünyanın her yerinden gelmiş öğrencilerle doğa harikası yerlere gittim, bol bol fotoğraf çektim.


Alman kadınlarının erkeklerine nazaran daha özensiz giyinmelerine sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. :p


Mercedes'in yeni logosuna (:P) bayıldım!


Alman Vogue'u biiir güzel karıştırdım.


Türkiye'de de olan Nordsee'ye burada bayıldım.


Kilitlenmiş aşklara özendim, sonra o kadar da uzakta olmadığını keşfettim! 


Her güne en az bir kahve ritüelimi burda da tabi bozmadım.


Bir galerinin önündeki yeşermiş ayakkabıları çok sevdim.


Çoooooook fotoğraf çektim. Dönünce anlatıcağım her şeyin bir belgesi olsun istedim!